Anasayfa Enstruman & Aksesuar Bakım & Onarım İletişim

Mine Müzik'e Hoşgeldiniz

Mine Müzik, "Yamaha" firmasının Bando ve Orkestra Enstrümanları satış, bakım ve onarımlarında yetkili servisidir.

Mine Müzik, müzik aletleri alım-satım, aksesuar ve onarım-bakımlar konusunda uzman kadrosu ile 1978 yılından beri sizlere hizmet vermektedir. 35 yıl aşkın tecrübemiz ile Opera, Senfoni Orkestralar Devlet Konservatuarları Güzel Sanatlar Liseleri, Belediye Bando ve Orkestraları ile yerli ve yabancı yüzlerce ünlü müzisyen ile birlikte çalışıyoruz.

İhtiyacınız olabileceğini düşündüğümüz müzik aletleri, aksesuarlar, yardımcı malzeme alımları ile onarım bakım hizmetleri konusunda sizlere yardımcı olabileceğimizi bildirir, çalışmalarınızda başarılar dileriz...

Önemli Hatırlatmalar!

Enstrümanlar Müzikte doğru enstrümana sahip olmak, enstrümanınız en doğru şekilde kullanma yolunda atacağınız ilk ve en önemli adımdır

Aksesuarlar Enstrümanınızla birlikte kullanacağınız aksesuarlar, enstrümanınızı en verimli şekilde kullanmanıza yardımcı olacak önemli elemanlardır

Bakım-Onarım Müzik aletlerinin kullanım süresince bakımlarının yapılması önemlidir. Ancak her türlü bakım ve zaman içinde oluşacak arızaların onarımları uzman kişiler tarafından özenle yapılmalıdır

Enstrümanlar ve Aksesuarlar

Müzikte doğru enstrümana sahip olmak, enstrümanınızı en doğru şekilde kullanma yolunda atacağınız ilk ve en önemli adımdır. Aynı şekilde enstrümanınızla birlikte kullanacağınız aksesuarlar da, enstrümanınızı en verimli şekilde kullanmanıza yardımcı olacak önemli elemanlardır.

Mine Müzik, 1. ve 2. el müzik enstrümanları ve aksesuarları alım/satımında sizlere uzun yıllardır hizmet vermektedir. Size, size uygun doğru enstrümanı ve aksesuarları seçmeniz konusunda uzun yılların verdiği tecrübe ile yardımcı olmaya alışıyoruz. Seçtiğiniz enstrüman ve aksesuarı da en kaliteli adreste en uygun fiyata sizlere sunuyoruz.

Enstrüman ve aksesuarlarımıza göz atmak için aşağıdaki resimlere tıklayınız...

Ona derler 'Nefesli Ali'!

"Ben en çok klarnet severim, ustam da klarnetçiydi. Camiada herkesi tanımam, ama herkes beni tanır. 'Nefesli Ali' derler. Bu işi sevmeden ancak hapishanedekiler yapar, korkunç sabır isteyen bir şey. Ama hurda haline gelmiş bir saksofon 15 gün sonra şıkır şıkır çıkınca onun zevki başka. Sahibi tanımıyor kendi enstrümanını."

Ali Turhan Topçuer, 28 yıldır nefesli çalgı bakım ve onarımı yapıyor. Kendisi çalmıyor da klarnetin, obuanın, flütün sesinden reçete yazıp ameliyata giriyor.

Bu işi yapan iki kişi var. Tabii her emekli bando astsubayı 'Ben yapıyorum' der, ama bir tornavida, bir penseyle olacak iş değil. Eskiden Ankara'da Hacettepe'de nefesli çalgılar için bakım onarımcı yetiştiren bir bölüm varmış, ama hocasızlıktan kapanmış. Şu anda ihtiyacı olanın yüzde 90'ı bizi bulur. Geri kalan da bandoculara...

Adana'da inşaat mühendisliği okurken son sınıfta bıraktım. Sanat okulu, torna tesviye mezunuyum, mekanikerdim yani. İnşaat işi yürümedi, köpek zorla ava gitmez ki... Fransa'da bir kurs görüp de bu işi getiren bir abimiz vardı, 10 sene onunla çalıştım. 1975'ten falan bahsediyorum. Bende müzisyenlik yok, hepsine mekanik olarak bakıyorum. Fabrikası oraya deliğini deldiyse, o ses çıkacaktır. Deliği sağa sola alma şansımız yok. Keman gibi düşünmeyin yani, akort değil.

Otomobilin ne arızası çıkar? Fren balatası biter. Bunlarda da tamponlar vardır, zamanla eskir. Aralarda yaylar var mesela. Onlar kırılır, tansiyonu düşer. Mekanik yağı eksilir, tutukluk yapar. Ya da pedleri, aralarda mantarlar, keçeler var, onlar eskir. Gümüş kaplamalı çalgıların temizlenmesi lazım. Arada hiçbir şey olmasa da mekaniğinin yağlanması lazım. Ağacının içi temizlenmeli. Ayrıca deliklerde doğal olarak parmak kiri birikir, onlar temizlenir. Zaten sahibi ne anlatırsa anlatsın, gelince enstrüman, derdini kendi söyler 'Bana şunu yaptılar' diye. Sahibinin anlattığı hikâyedir.

En çok arıza çıkaran alet diye bir şey yok. Türk müziği çalgıları var, bir de opera senfoninin Batı müziği çalgıları. Ama mesela obua çok komplike bir çalgı, çok ince ve kalabalık bir mekaniği var.

Ucuz olduğundan Meksika'dan, Kuveyt'ten gelen enstrüman var bana. Burada 100 avro olan, oralarda en az 400 avro. Tabii Çin malı çalgıları konuşmuyoruz bile. İthal edende kabahat. Bir tanesine sordum, "Kötü klarnetleri Anadolu'ya satıyoruz" dedi. İyi, yani Anadolu'dakiler insan değil!

Ses kontrol etmek için hepsini üflerim, çalmaya vaktim de yok zaten. Ama dinlerken hemen ayırırım, bunun tamiri gelmiş diye. 28 sene oldu, kulaklarım artık daha iyi. Merak ya, bir şeyle ilgilenirseniz, öğrenirsiniz. Çıraklık 10 sene sürer deyince, 'Kaportacıya versem üç senede kalfa olur' diye kimse çocuğunu da vermiyor. Biz kabiliyetsiz gibi duruyoruz o zaman. Halbuki bunun klarneti, obuası, fagotu, saksofonu, flütü var. Bir usta hem Mercedes tamir edecek, hem kamyon, hem tır, hem motosiklet. Böyle adam olur mu? Yalnız klarnete baksa iki üç senede öğrenir. Bir sürü de marka var.

Ben en çok klarnet severim, ustam da klarnetçiydi. Camiada herkesi tanımam, ama herkes beni tanır. 'Nefesli Ali' derler. Bu işi sevmeden ancak hapishanedekiler yapar, korkunç sabır isteyen bir şey. Ama hurda haline gelmiş bir saksofon 15 gün sonra şıkır şıkır çıkınca onun zevki başka. Sahibi tanımıyor kendi enstrümanını.

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde de bir atölyem var, orada da çalışıyorum. Bu iş dışında kafamı taktığım bir de balıkçılık var. İtalya'ya gittim balık tutmaya; kılıç, ton, köpekbalığı tuttum. Rizeliyim, Rize'ye hamsiye gidiyorum. Bu atölye var, evim yakın, okul da öyle. Buralardan çıktığımda havaalanına gidiyorum zaten, Taksim'e bile çıktığım yok.

Pınar Öğünç - Radikal